La Lorraine, Türkiye Pazarında Güçleniyor
peuterey jakke canada goose jakke pris woolrich parka timberland norge timberland boots woolrich arctic parka uggs vintersko parajumper jakke uggs votter belstaff jakke canada goose pris moncler jacket belstaff jacket barbour jakke canada goose expedition parka dame barbour jakke dame canada goose expedition parka barbour norge moncler vest
La Lorraine, Türkiye Pazarında Güçleniyor
La Lorraine Türkiye Genel Müdürü Burak Deniz;
22.10.2016 18:50:54

 

 

 

La Lorraine, Türkiye Pazarında Güçleniyor

 

 

 

 

Unlu mamuller sektöründe dünya çapında tanınan Belçika’lı dev La Lorraine, Türkiye pazarında büyümesini sürdürüyor. 2014 yılında girdiği Türkiye pazarında, faaliyet gösterdiği unlu mamuller alanında sektöre öncülük ederek pazarı büyütmeyi hedefliyor.


Belçika’nın dünya çapında tanınan 65 yıllık unlu mamuller markası La Lorraine, Avrupa’da toplam 600’den fazla ürünü 25 ülkeye ulaştırıyor. Taze ve donuk unlu mamuller alanında Avrupa’da pazarın en büyüklerinden biri olan La Lorraine Bakery Group, 65 yıllık tecrübe ve kalitesiyle şimdiden Türkiye’de sektörün öncüsü olmaya aday konumunda...

 

Kaliteli ve nitelikli ürün tüketimi noktasında daha fazla alternatif sunarak daha sağlıklı ürünlerle pazarı büyütmeye çalışacaklarını belirten La Lorraine Türkiye Genel Müdürü Burak Deniz ile La Lorraine markasının hedeflerini, yatırımlarını ve Türkiye pazarındaki yerini konuştuk.

 

 

İlk olarak La Lorraine markası hakkında bilgi alabilir miyiz?
La Lorraine Unlu Mamuller , 65 yıldır Avrupa fırıncılık sektöründe aktif olan %100 Belçika sermayeli bir aile işletmesidir. Şu an 25 Avrupa ülkesinde faaliyeti var. Belçika’da dokuz, Polonya, Romanya ve Çek Cumhuriyeti’nde birer tane olmak üzere toplam 12 tane fabrikamız bulunmakta. 2015 yılındaki toplam ciromuz 620 milyon Euro. Grup olarak 5 yıllık süre içerisinde 1 milyar Euro’ya koşan bir hedefimiz var. Şirketimiz ilk kuruluş aşamasından beri değirmencilik işiyle uğraşıyor, daha sonra da ekmek üretimine başlıyor. Sektörde ciddi anlamda inovasyona, kaliteye ve hijyene önem veren bir şirket.

 

Şirket Türkiye pazarına ne zaman ve nasıl giriş yaptı?
2014 yılı ortası gibi giriş yaptı . Bizim pazara girişimiz Türkiye nin önde gelen zincir mağazalarından birisiyle çalışmaya başlayarak oldu. Bizdeki farklı konsept de işe değer kattı. Bizimkisi paketlenmiş ürün değil, önceden mayalanmış, %80’ni pişirilmiş ve piştikten sonra da hızlı dondurulmuş bir ürün. Ürünün %80’ni piştiği için ürüne göre değişmekle beraber 5-6 dakika gibi kısa sürede ürünlerimizin son pişirmesini yaparak, tüketicilerin beğenisine taptaze ve sıcacık olarak sunabiliyorsunuz. Bu konseptimizin adı ‘bake off’ diye adlandırılıyor. Bu konseptin başka bir avantajı da Türkiye’nin kanayan bir yarası olan ekmek israfına merhem olması. Çünkü Türkiye’de ekmekle alakalı çok ciddi bir israf var.


Türkiye’de gıda en büyük pazar ve bu pazar içerisinde unlu mamuller de en büyük kategoriyi oluşturuyor. Tabi bu insanın iştahını kabartıyor, ayrıca Türkiye’de kişi başı tüketim çok yüksek, 180-185 kilolarda. Hatta geçmiş bir dönemde Türkiye kişi başı 200 kilo tüketimle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş durumda. Şu anda Türkiye kişi başı unlu mamul tüketiminde dünyada bir numara. Dolayısıyla şirketimiz burada çok ciddi bir fırsat olduğunu gördüğü için fabrika yatırımı kararı verdi.

 

Bahsettiğiniz ‘bake off’ konsept diğer ülkeler içinde geçerli mi?
Geçerli, sadece Belçika’da taze ekmek ürünümüz var ve orada da taze ekmekte lideriz. Belçika’nın dışındaki 24 ülkede ‘bake off’ dediğimiz %80’ni pişmiş donuk grup var. Türkiye’deki fabrikada tamamen böyle üretiyor olacak.

 

Peki, bu konsepte ürün besin değerini kaybediyor mu?
Hiçbir şekilde kaybetmiyor. Tam tersine paketli ürünlerin raf ömrünü uzatmak için içerisine konulan koruyucu maddeler ve bazı asitler bizim ürünlerimizde kullanılmıyor. Biz aslında günlük, hatta anlık süt gibiyiz. Bu sayede 5-6 dakika gibi kısa bir sürede taze ve sıcak ekmek, çörek ve kruvasan elde edebiliyorsunuz.

 

Soğuk zincir kısmında lojistik ağı nasıl sağlıyorsunuz?
Biz şu anda ülkemizde İstanbul, Antalya, İzmir, Bursa ve Ankara’da varız. Adana ve Mersin’de de çok yakında başlıyoruz. Her ilde sadece bizim ürünlerimizi depolayan, sadece bizim ürünleri dağıtan kamyonları bünyesinde barındıran, sadece bizim ürünlerimizi horeca ve perakende kanalına satan, güçlü satış ekibi olan ve sadece bize çalışan münhasır distribütörlerimiz var. Bunların başında da bizim bölge müdürlerimiz var . Bizim kurduğumuz distribütörlük zinciri tarafında ciddi bir yatırım ve denetim var. Bunun dışında da gerektiğinde bazı perakendecilerimize bazı ekipman desteklerinde de bulunuyoruz. Çok güçlü bir satış organizasyonumuz var, satış ekibimizin eğitimlerine çok önem veren bir firmayız, sürekli bir eğitim programımız var. Bugün şirketimizdeki 1 master şefimiz ve 5 gıda mühendisimiz sürekli olarak hem ekibimizi eğitiyor hem de müşterilerimizle birlikte iş geliştirme çalışmalarında bulunuyorlar. Çünkü bizim işimiz sadece perakendecilere ürünümüzü satmak değil, onlarla birlikte işbirliği içerisinde, bizim ürünlerimizle kendi tüketicilerini nasıl daha fazla memnun edebilecekleri konularında yardımcı olmak ve iş hacimlerini arttırmak. Bunu da La Lorraine Türkiye olarak toplamda 150 kişiye ulaşan ailemiz diyebileceğimiz dinamik bir ekiple yapıyoruz.


Türkiye’de faaliyete geçireceğiniz fabrika yatırımınızdan bahseder misiniz?
Fabrika Manisa OSB’de kurulacak. Başlangıçta yaklaşık 100 milyon liralık bir yatırım söz konusu ama önümüzdeki yıl 150 milyon liraya kadar çıkacak bir yatırım olacak. Bu dönemde yabancı yatırımın ülkemize gelip özellikle bu sektörde büyük bir yatırım yapıyor olması, ülkemiz için diğer yabancı yatırımcılara da iyi bir örnek. Sektöre canlılık ve dinamizm verecek. Türk tüketicisine Avrupa’nın tecrübesini getirecek. Çünkü en büyük yaşadığımız sıkıntılardan bir tanesi de ekmek ürününün ithalatındaki zorluklar. İthal etseniz bile ucuz ve havaleli bir ürün taşıdığınız için çok fazla maliyet ortaya çıkıyordu. Burada %100 Türk hammaddesi ile üretilince ürünlerimiz maliyet anlamında daha makul hale gelecek.


Şirket olarak çok ciddi bir makine yatırımına sahibiz. Şu anda bizim kendi grubumuz içerisindeki en teknolojik fabrika ülkemizdeki olacak. Bu fabrikada yüksek kapasiteli en son ve en gelişmiş teknoloji kullanılacak. İnsan faktörü mümkün olduğunca ikinci planda bırakılarak teknolojiyle beraber geliştirilmiş dev makinelerle kalitenin standartlaştırılması sağlanacak. Fabrikamız bu yılın Ağustos ayında üretime başlamış olacak. Fabrikanın gelmesiyle birlikte 2017 büyüme planlarımızla beraber hızla büyümeye devam edeceğiz.

 

Bu yatırımla birlikte sektöre ne gibi yenilikler getireceksiniz?
Türkiye bir ekmek tüketim cenneti ama yeterince çeşit yok. Bugün Avrupa’daki fırınlarda 40-50 çeşit ekmek görebilirsiniz ama Türkiye’deki fırınlarda bu sayı çok daha düşük. Aynı şekilde kaliteli restourant, cafe ve hotellerde de olması gereken kalite ve çeşidi görmek zor. Şu anda bizim ürün portföyümüzde toplamda 600’ün üzerinde çeşit var. Biz ekmeğe bu kadar önem verilen ve tüketme potansiyeli bu kadar çok olan bir ülkede daha nitelikli ve daha fazla çeşidin tüketiciye sunulması noktasında ciddi bir fırsat görüyoruz. Bizim 25 farklı ülkede tüketicinin ihtiyaçlarını gideren çok farklı ürün reçetelerimiz var ve bu ürün reçetelerini yapmak, geliştirmek gerçekten hem ciddi zaman hem de emek gerektiren bir yatırım. Burada çok ciddi bir know-how söz konusu. Biz de portföyümüzü Türk damak tadına özel geliştirilecek ürünlerimizlerimizle birlikte, Avrupa’daki mevcut reçetelerimizde gerekli adaptasyonları yaparak üreteceğimiz ürünlerimizi birleştirerek tüketicilerimizin beğenisine sunacağız.

 

Türkiye’de kaç çeşit ürünle piyasadasınız?
Türkiye’de yaklaşık olarak 60’a yakın ürünümüz var ama bu sayı gittikçe artacak.

 

Ulaşabilirlik anlamında nerelerde varsınız?
Zincir mağazalar tarafında Migros ve Macro’larda varız. Horeca tarafında da kaliteye önem veren otel, restoran ve kafeteryalarla çalışıyoruz.

 

Türkiye’de ürünlerinize talep nasıl?
Ürünlerimiz çok beğeniliyor. Çünkü bizdeki ürünler gerçekten ürünün teknik özelliğini taşıyan ürünlerdir. Şekil itibariyle benzemenin dışında ürünün Avrupa’da bilinen gerçek özelliklerini de taşır.


Sektörde kendinize rakip gördüğünüz bir marka var mı?
Pazar çok büyük bizde bu noktada doğru ve daha nitelikli ürün yapmaya çalışıyoruz. Bizim çalışmalarımız hep pazarı geliştirmeye yönelik, biz esasında birilerinin pasta payından pay almaktansa, yeni pastalar oluşturmayı, büyüttüğümüz pastalardan pay almayı düşünüyoruz.

 

Tüketici doğru ekmeği nasıl ayırt edebilir?
Birincisi; tüketicinin ürünün hijyenik bir ortamda ve kaliteli olarak üretilmiş olduğuna çok önem vermesi gerekiyor. İkincisi; o kaliteye ve hijyene önem veren firmanın doğru ve mümkün olduğunca yüksek kalitede hammadde kullanabiliyor olduğuna inanıyor olması lazım. Bu konuda da sertifikasyonlara güvenilebilir. Bizim yurtdışında bir çok kalite sertifikamız var, Türkiye’de de fabrikamız açılır açılmaz buna başvuruyor olacağız. Üçüncüsü de; yedikleri ürünün her zaman aynı standartda ve kalitede olup olmadığını gözlemlemeleri lazım. Bizim bu konuda tüketiciyi bilinçlendirmeye yönelik hem internet ve uygulama bazlı ve hem de piyasada direkt olarak tüketiciye anlatma bazlı çeşitli çalışmalarımız olacak.

 

Büyüme hedeflerinizden bahseder misiniz?
Şirket olarak ciddi büyüme hedeflerimiz var. Bu kadar yüksek bir ölçüde yatırım yapıyorsanız yatırımınızın geri dönüşünü beklemekten daha doğal bir şey olamaz. Pazarı büyütmeye çalışacağını iddia etmek çok kolay bir şey değil ve bu zaman isteyen bir süreç. Bu noktada biz de bu sabrı gösterecek düzeyde bir şirketiz. Burada hem şirketin çok büyük olması, hem birçok Avrupa ülkesinde operasyonunun olması, hem de finansal gücünün yüksek olması bize çok önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca Türkiye pazarına olan inancımız tam, tüketiciden çok ciddi pozitif geri bildirimler alıyoruz. Bunlar da bize cesaret veriyor. Bu yıl için istediğimiz büyüme oranını gerçekleştiriyoruz, fabrikayla birlikte 2017’ye bambaşka bakıyor olacağız.


Türkiye üzerinden başka ülkelere ihracatınız olacak mı?
İlk etapta Türkiye ile başlayıp sonrasında özellikle Ortadoğu tarafına ihracat yapmayı düşünüyoruz. Fabrika Manisa’da olacağı için İzmir limanına çok yakın, oradan liman aracılığıyla göndermemiz kolay olacak.

 

Türkiye bu kadar büyük bir pazarken yatırımcılar neden bu zamana kadar bekledi dersiniz?
Çünkü Türkiye’de çok ciddi rekabetçi bir pazar var ve maalsef bu pazarın standardizasyonu olması gereken yere göre daha aşağıda. Hijyenik ve kaliteli üretim için tescil ve denetimler arttırılabilir , satndartlar daha yukarı çıkarılabilir. Ama şu anda pazar yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Bizde bu pazarı hak ettiği yeri alması noktasında mümkün olduğunca hızlandırmaya çalışacağız. Kaliteli ve nitelikli ürün tüketimi noktasında daha fazla alternatif sunarak, daha sağlıklı ürünlerle pazarı büyütmeye çalışacağız. Türk insanında ekmek besin olarak çok önemli bir yer tutuyor. İnsanları buna biraz daha fazla para ödeyip daha sağlıklı, daha kaliteli ve daha nitelikli ürüne alıştırabiliyor olmamız gerekiyor ki, bu da sabır gerektiren bir süreç. O sabır da bizim şirketimizde var. Çünkü sektörel anlamda bunu zaten değişik ülkelerde halihazırda yapmış olan bir şirketiz. Bu açıdan hem Türkiye’deki tüketimin yüksekliğini, hem pazarın büyüklüğünü, hem de Türk insanının kaliteli bir ürüne değer gösterip onu tüketmeye başlamasıyla alakalı tüketim alışkanlığını görerek ülkemiz pazarına girmeye karar vermiş durumdayız. Bununda tüketici tarafında ciddi anlamda iyi bir talep göreceğini düşünüyoruz.


Sektörde belli bir standart var mı? Sizin standartlarınız neler?
Maalesef belli bir standart yok. Daha fazla denetleme yapılması ve bu işin standardının yükseltilmesi gerekiyor. Neyseki her geçen gün markalı, daha hijyenik, daha fazla çeşide ve dekorasyona önem veren üretici ve fırın sayısı artıyor. Bununla beraber de özellikle restourant, cafe ve hoteller de yavaş yavaş daha seçici olmaya özen göstererek müşterilerine daha nitelikli ürünler sunmaya eğilim gösteriyor.


Bizim şirketin en önemli iki tane kriteri var. Birincisi; Ar-ge destekli inovasyon. Bizim son yıllarda satıştaki portföyümüzün yüzde 25’i yeni üretilmiş, yeni inove edilmiş ürünler. Bu da bizim inovasyona ve Ar-ge yatırımına ne kadar önem verdiğimizi gösteriyor. İkincisi; kaliteli standardizasyon. Bu anlamda bizim bir iddiamız var. Birinci ile bir milyonuncu adet aynı nitelikte, aynı kalitede ve aynı standartta olacak. Biz şu anda bunlara fokus olacağız, sonrasında otomatik olarak farklılaşmanın tüketici tarafından takdir edileceğini öngörüyoruz.

 

Haberin Fotoğraf Galerisi

HAVA DURUMU
İSTANBUL
İstanbul
PİYASALAR
  Alış Satış
DOLAR 3,8872 3,8942
EURO 4,577 4,5853
STERLİN 5,1418 5,1686
ALTIN
ANKET

                 Sonuçları gör.