‘’Dünyada ve Türkiye’de Diyabet Tedavisi Alanında Lideriz’’
peuterey jakke canada goose jakke pris woolrich parka timberland norge timberland boots woolrich arctic parka uggs vintersko parajumper jakke uggs votter belstaff jakke canada goose pris moncler jacket belstaff jacket barbour jakke canada goose expedition parka dame barbour jakke dame canada goose expedition parka barbour norge moncler vest
‘’Dünyada ve Türkiye’de Diyabet Tedavisi Alanında Lideriz’’
Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem;
22.10.2016 18:54:08

 

 

 

‘’Dünyada ve Türkiye’de Diyabet Tedavisi

 

Alanında Lideriz’’

 

 

 

 

Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem, “Genel merkezi Danimarka’da bulunan Novo Nordisk diyabet tedavisi alanında 90 yıllık yenilikçilik geçmişine ve liderliğe sahip global bir sağlık şirketidir. Dünyada ve Türkiye’de diyabet alanının lideri olan Novo Nordisk’in enjekte edilebilir diyabet ürünleri 25 milyon hasta tarafından kullanılmakta. Şirketin cirosunun yüzde 85’i diyabet alanından geliyor” dedi.

 

 

Burak Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1969 Ankara doğumluyum. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra bir süre hekimlik yaptım. Novo Nordisk’e 2002 yılında Ürün Müdürü olarak katıldım ve 2003 yılında Diyabet Pazarlama Direktörü oldum. 2005-2009 yılları arasında Diyabet Satış Direktörü olarak görev yaptım. 2009 yılında Novo Nordisk Danimarka merkez ofis ekibine katılarak, 2011 yılına kadar Global Pazarlama Direktörü görevini yürüttüm. 2016 yılına kadar, Stratejik Operasyonlar Direktörü olarak Novo Nordisk Körfez, Hindistan ve Mısır Bölgesi’nde görev yaptım. Ocak 2016 tarihi itibariyle Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü görevini sürdürüyorum. Evli ve 3 çocuk babasıyım.

 

Novo Nordisk’in Türk ilaç pazarındaki profilinden bahseder misiniz?
Novo Nordisk, 1923 yılından beri diyabet tedavisi için yapılan araştırmalar ve başarılarla dolu bir geçmişe sahip global bir sağlık şirketidir. Şirketin cirosunun yüzde 85’i diyabet alanından geliyor. Nordisk insülinleri ilk kez Türkiye’ye 1974 yılında gelmiştir. O dönem Müderrisoğlu tarafından yürütülen ithalat ve dağıtım faaliyetleri, iki Danimarkalı şirket birleştikten sonra 1995 yılında Türkiye’de kurulan işletme ile Novo Nordisk Sağlık Ürünleri olarak yürütülmeye başlanmıştır.

 

Diyabet bugün en önemli odağımızı oluşturmaktadır. Dünyada ve Türkiye’de diyabet alanının lideri olan Novo Nordisk’in enjekte edilebilir diyabet ürünleri 25 milyon hasta tarafından kullanılmaktadır. Novo Nordisk insülin portföyü ile Türkiye’de yaklaşık 650.000 hastaya hizmet sunmaktadır. Diyabet alanında yüzde 51’in üzerinde pazar payımız var.

 

Genel merkezi Danimarka’da bulunan Novo Nordisk, 75’in üzerinde ülkede yaklaşık 41.600 kişiyi istihdam etmekte ve ürünlerini 180’in üzerinde ülkede pazarlamaktadır. Türkiye’de İstanbul ve Ankara olmak üzere iki ofiste yaklaşık 300 kişilik çalışanımızla faaliyet göstermekteyiz. Diyabet dışında, büyüme hormonu eksikliği tedavisi, hemofili, hormon replasman tedavisi alanlarında da öncü firma olarak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

 

Novo Nordisk, global ölçekte Türkiye’yi nasıl görüyor? Türkiye’nin Novo Nordisk içindeki yeri ve öneminden bahseder misiniz?
Bizim içinde bulunduğumuz uluslararası operasyon 147 ülkeden oluşuyor. Novo Nordisk Türkiye, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Ukrayna, Moldova, Suriye, Afganistan ve Pakistan’da dâhil 13 ülkenin içinde bulunduğu Yakın Doğu Bölgesi içerisinde faaliyet göstermektedir. Türkiye, artan nüfusu ve diyabet sıklığı nedeniyle diyabetle yoğun mücadele eden ülkelerin başında yer almaktadır. Her 100 kişiden 14 kişinin diyabetli olduğu Türkiye, Avrupa’da en yüksek diyabet görülme sıklığına sahip ülkedir. 7 milyon diyabet hastasının olduğu öngörülen ülkemizde son 10 yılda diyabet hastalığı görülme sıklığı 2 kat artmıştır. Stratejik konumu ve diyabetle mücadelede örnek girişimleri ile Novo Nordisk Türkiye, bölgenin üssü konumundadır ve Yakın Doğu Bölgesi’nin tüm faaliyetleri de İstanbul’da bulunan bölge ofisinden yönetilmektedir.

 

Novo Nordisk’in Türk ilaç sektörünün gelişmesine yönelik sürdürülebilirlik yaklaşımı nedir?
Diyabet, Birleşmiş Milletler tarafından salgın olarak nitelendirilen ve ulusların top yekün mücadele etmesi gereken bir hastalıktır. Bu bağlamda Novo Nordisk Türkiye diyabetle mücadelede önemli bir oyuncudur. Novo Nordisk olarak, diyabet hastalarının en iyi şekilde tedavi edilmesine olanak sağlayan ürünlerimizi hizmete sunmanın dışında, en gelişmiş teknolojilerle üretilen yeni ürünlerin klinik çalışmalarını ülkemizde yürüterek bu ilaçların Türk hekimler tarafından deneyimlenmesine olanak sağlıyoruz. Diyabet hastalarının sadece yarısının hastalıklarının farkında olduğu ülkemizde, diyabet farkındalığını artırmaya yönelik geliştirilen faaliyetlerimizle halkın bilinçlenmesine ve erken tedavinin artırılmasına destek oluyoruz. Hastaların, diyabet tedavisindeki yenilikler konusunda en doğru ve güncel bilgilere sahip sağlık profesyonellerine erişebilmeleri için diyabet alanında faaliyet gösteren sağlık mensuplarının sürekli eğitimlerine destek veriyor, onların bilimsel toplantı ve kongrelere katılmalarına olanak sağlıyoruz.

 

Diyabet kontrol altına alınmadığında komplikasyonlara neden olan bir hastalıktır. Kan şekerinin yeterli kontrol altına alınamadığı durumlarda kalp damar haslıkları, böbrek yetmezliği, körlük ve uzuv kaybı gibi sonuçlarla karşılaşabilmektedir. Novo Nordisk olarak temel hedefimiz diyabet hastalarının en iyi şekilde tedavilerini sağlayabilecek ürünlere erişebilmelerini ve devlete büyük bir yük getiren bu komplikasyonların azalmasını sağlamaktır. Bu hedefle devletin diyabetle mücadele politikalarını yakından takip ediyor ve işbirlikleri geliştirerek katkı sağlıyoruz. T.C Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütülen Diyabeti Durduralım projesi kapsamında Novo Nordisk olarak gerçekleştirdiğimiz Diyabet Akran Eğitimi, En Şeker Rekor ve T.C. Sağlık Bakanlığı ve T.C çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ile yürüttüğümüz ‘Uluslararası Diyabet Liderler Zirvesi’ bu alanda gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizden sadece birkaçı.

 

Novo Nordisk, “Temel Üçgen” prensibi ile yönetilmektedir. Bu, yaptığımız işi finansal, sosyal ve çevresel sorumluluk bilinci ile yönettiğimiz anlamına gelmektedir. Stratejik olarak şirketin sürdürülebilirliğine olan adanmışlığımız, paydaşların bağlılığı ve yüksek kalitede hizmetlerimiz ile şirketimiz bugünün ortamında lider bir oyuncudur. 2013 yılında Novo Nordisk, Corporate Knight’ın en sürdürülebilir Global 100 Kuruluş listesinde, Farmakoloji ve Biyoteknoloji endüstri grubunda en üst sıralarda yer almıştır.

 

Sürdürülebilirlik hedefimizin önemli bir parçası olan çalışan bağlılığı ve gelişimi konusunda da kurum olarak çalışmalar yürütüyoruz. Novo Nordisk’in çalışanlarına verdiği önem bugünkü lider konumunda büyük rol oynamaktadır. Dünyada 47 ülkeden 700 firmanın değerlendirildiği ‘Çalışılacak En İyi Uluslararası Firma 2015- Great Place to Work listesinde ilk 25’te yer alan tek araştırmacı ilaç firması Novo Nordisk oldu. Elde edilen bu başarı Novo Nordisk’in her zaman çalışan memnuniyetini ön planda tutan bir firma olduğunu göstermektedir.


Ar-Ge çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Global olarak değerlendirildiğinde, Novo Nordisk dünyanın en büyük farmasötik Ar-Ge yatırımcı firmaları arasında ilk 15’de yer almaktadır. Dünya genelinde Novo Nordisk bünyesinde Ar-Ge’de yaklaşık 7000 kişi çalışmaktadır. 50’den fazla ülkede klinik araştırma yapılmaktadır. Novo Nordisk yıllık cirosunun yaklaşık %14’ünu Ar-Ge faaliyetlerine ayırmaktadır. 800’den fazla aktif patent grubu ve 4000’den fazla bilimsel yayını vardır. Novo Nordisk diyabet ve diğer ciddi kronik hastalıkların tedavisi için yıllardır araştırma ve geliştirme yapmakta ve Türkiye’de bu araştırmalarda önemli bir rol üstlenmektedir. Yeni tedavilerin geliştirilmesi ve hizmete sunulması için aktif olarak kinik çalışmalar yürütüyoruz. Toplam yürütülen klinik çalışma sayısı olarak değerlendirildiğinde Novo Nordisk Türkiye ilk beş ilaç firması arasında yer almaktadır.

 

Şuanda Türkiye’de 26 klinik çalışmamız var. 2002 yılından beri Türkiye’de 49 erken faz çalışma yürüttük. Ülkemizde istihdam edilen personelin yaklaşık %10’u Ar-Ge projelerinde çalışmaktadır. Novo Nordisk sadece klinik çalışmaya verdiği önemle değil, Ar-Ge işbirliklerine verdiği önemle de ayrışmaktadır. Bunun önemli bir göstergesi olarak 2011 yılında Novo Nordisk ve Kocaeli Üniversitesi diyabetle mücadele konusunda güçlerini birleştirmek üzere bir anlaşma imzalamıştır. 3 yıl boyunca şu ana başlıklarda birçok faaliyet yürütüldü:
-Diyabet ve obezite farkındalığını artırmak için toplumsal projeler oluşturmak
-Başta diyabet olmak üzere inovatif tüm araştırmalara destek sağlamak
-Ülkenin diyabet ile ilgili bilimsel ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik çözümler bulmak ve hastaların bakım kalitesini artıracak ortak çalışmalara yürütmek

 

2015 yılı değerlendirmesi ve 2016 yılı hedeflerinizden bahseder misiniz?
Novo Nordisk olarak en büyük amacımız diyabetin erken tanısı konusunda hasta ve hekimleri bilgilendirerek daha fazla hastanın tedaviye erişimini sağlamaktır. Diyabet önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Diyabetin erken evrede tedavi edilmesi, sonrasında oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilebilmesi için önemlidir. Bizim temel görevimiz daha fazla hastaya ulaşarak, kullanımı kolay ve hasta uyumu yüksek tedavilere erişimlerini sağlamaktır. 2015 yılında bu hedefimize ulaştık. İçinde bulunduğumuz 2016’da da bu hedefimizi devam ettirecek ve ilave olarak ileri teknoloji ile üretilen ve hastalara ilave faydalar sunan yeni nesil insülinlerimizin çalışmalarını sürdürecek ve Tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen GLP-1 analoğumuzun da daha geniş kapsamda hastaların erişimine sunmak için çalışmalarımızı yürüteceğiz. Bizim şuanda pazarda üç tane stratejik insülinimiz var. O nedenle Türkiye’deki satış temsilcilerimizi yüzde 50 kadar çoğalttık. Büyüme anlamında ise yılsonunda yüzde 10 ve üzerinde büyürsek hedefimize ulaşmış oluruz.


İlaç sektörünün son dönem yaşadığı sıkıntılar sizce nelerdir?
Ülkemizde sağlık politikaları oldukça gelişti. Son yıllarda hastaların hekime erişimleri arttı ve alınan hizmet kalitesi de gelişti. Diyabet tedavisi özelinde bakıldığında hastalar mevcut ilaçlarına kolaylıkla erişebilmekteler. Ancak ne var ki ülkemizde yeni ilaçların piyasaya verilmesinde bir yavaşlama oldu. Ruhsat sürelerinin uzunluğu, fiyatlandırma ve geri ödeme süreçleri, yeni ilaçların ülkemize getirilmesinde gecikmelere neden oldu. İlerleyen süreçte karşılıklı anlayış ve işbirliği ile bu sorunların giderilmesiyle ilaç sektörü için çok daha sürdürülebilir bir ortam olacağını düşünüyorum.

 

Türkiye’de ilaç sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
2004’ten beri hükümetin almış olduğu çok güzel kararlarla ilaç fiyatları belli bir noktaya geldi. Dünyanın neredeyse en uygun fiyatlı ürünleri şuanda Türkiye’de. Fakat inovatif ürünler dünyada ilk önce belli bir standart fiyatta çıkarılıyor, bunun amacı da yapılan araştırma geliştirme faaliyetlerinin o ürünün içerisine bir şekilde yedirilmesini sağlamak. Doğal olarak daha pahalı çıkıyorlar. Şuanda bizdeki fiyat politikaları belli bir sisteme oturtturulmuş durumda. Bu nedenle biz ürün getiremiyoruz. Şuanda 45’in üzerinde ülkede lansmanını yaptığımız insülinleri daha Türkiye’ye getiremedik. Ama onunla ilgili devletin yeni çalışmaları var. Devletin alternatif ödemeyle ilgili yeni bir uygulama tebliği çıktı. Umut ediyorum bir şekilde ortak bir nokta bulunur, bizde bu yeni ürünleri Türkiye pazarına, hekimlerin ve hastaların hizmetine getiririz. Biz diyabete odaklanmış bir şirketiz. Şuanda bu organizasyonun 2021’e kadar her yıl iki yeni ürün pazara verebilecek şekilde bir portföyü var. Diğer firmalar bu kadar şanslı değil.

 

Sağlık Bakanlığı’nın yerli ilaç üretimini destekleme kapsamındaki teşvikler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aslında biraz geç kalınmasına rağmen yapılanlar çok doğru. Ama İnsülinde şöyle bir durum var, insülinin ana maddesi burada üretilemez. Üretilse bile her molekülü üretilemez. Bizim ürünlerin bütün molekülleri Danimarka’da üretiliyor. Burada sıfırdan üretilmenin maliyeti o kadar yüksek olur ki devlete kar değil zarar olur. Çünkü bu ürün sadece Türkiye pazarına hitap edecek ama Türkiye pazarı dünya pazarının yüzde 1’ini oluşturuyor. O yüzden burada stratejik davranmakta fayda var. Şuanda yüzde 40 yerli üretim, yüzde 60 dışarıdan ithal üretim var. Amaç 2023’e kadar bunu tam tersine çevirmek. Bence neden olmasın, zaten bir vizyon koymazsanız bir yere ulaşamıyorsunuz. Dolayısıyla 2023 yılına bir hedef konulması doğru bir yaklaşım. Yerli üretimi buraya çekmek çok mantıklı, bizde zaten buna kapalı değiliz. Herhangi bir yardım veya ortak bir nokta bulma konusunda devletle görüşmelerimiz devam ediyor.

 

İlaç sektöründe en büyük rekabet hangi konuda ya da çalışmalarda yaşanıyor?
Yeni ilaçların keşfedilmesi ve pazarlanması ortalama 15 yıl süren ve bedeli yaklaşık 1 milyar Avro’yu bulan bir süreçtir. Araştırılan her 10.000 molekülden sadece bir tanesi ilaca dönüşerek pazara verilebilmektedir. Sanırım en büyük rekabet bu ilacı keşfetmek için verilmektedir.
 

Haberin Fotoğraf Galerisi

HAVA DURUMU
İSTANBUL
İstanbul
PİYASALAR
  Alış Satış
DOLAR 3,8872 3,8942
EURO 4,577 4,5853
STERLİN 5,1418 5,1686
ALTIN
ANKET

                 Sonuçları gör.