“İlaç Sanayi’nde En Büyük 10 Jenerik İlaç Üreticisi Arasına Girmeyi Hedefliyoruz.”
peuterey jakke canada goose jakke pris woolrich parka timberland norge timberland boots woolrich arctic parka uggs vintersko parajumper jakke uggs votter belstaff jakke canada goose pris moncler jacket belstaff jacket barbour jakke canada goose expedition parka dame barbour jakke dame canada goose expedition parka barbour norge moncler vest
“İlaç Sanayi’nde En Büyük 10 Jenerik İlaç Üreticisi Arasına Girmeyi Hedefliyoruz.”
Biofarma İlaç A.Ş. CEO’su Dr. Olcay Gündüz,
30.11.2016 22:35:30

 

 

 

“İlaç Sanayi’nde En Büyük 10 Jenerik İlaç

Üreticisi Arasına Girmeyi Hedefliyoruz.”

 

 


Türkiye’nin en köklü ilaç firmalarından birisi olan ve temelleri 1945’li yıllarda atılan Biofarma İlaç Sanayi A.Ş., İstanbul Sancaktepe’de yer alan yüksek kapasiteli, modern ve Sağlık Bakanlığımızın ve Avrupa Topluluğu Sağlık Otoriteleri GMP onaylı fabrikasında ürettiği ürünlerle Türk ve dünya tıbbına hizmet vermeye devam ediyor…

 

Biofarma İlaç A.Ş. CEO’su Dr. Olcay Gündüz, “Türk İlaç Sanayi’nin güçlü oyuncularından olan Biofarma İlaç, sahip olduğu 50 yılı aşkın deneyimi ile Türk İlaç Sanayi’nde çok özel bir konuma sahiptir. Ar-Ge ve formül geliştirme boyutundan, üretime kadar portföyümüzde bulundurduğumuz tüm ilaçlarımızı, İstanbul Sancaktepe’de yer alan yüksek kapasiteli, modern ve GMP onaylı fabrikamızda üreterek Türk ve dünya tıbbına hizmet vermekteyiz.

 

Biofarma’yı ilaç sanayinde daha ileriye taşıyacak, gelecek on yılımızı kurguladığımız stratejik plan sonucunda belirlediğimiz “yeni ruhsatlar, yerli ilaçlar” vizyonumuz doğrultusunda halkımıza yenilikçi, sürdürülebilir, ihtiyaçlarına uygun, tedavide geniş kapsamlı ilaçlar sunmayı hedef edindik.

 

Son iki yıldır sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ettiklerini belirten Biofarma İlaç CEO’su Dr. Olcay Gündüz, “Biz konvansiyonel ürünlerde büyüyoruz, gelecek olan çok önemli hormon ilaçlarımız var. Bunun için hormon laboratuvarı kurduk ve hormon ürünü geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Biofarma İlaç şu anda Türkiye’nin üç büyük hormon üreten tesisinden birisidir. Türkiye’deki 300 firma içerisinde İlaçta en büyük 10 jenerik ilaç üreticisi arasına girmeyi hedefliyoruz” dedi.

 

Dr.Olcay Bey, Biofarma İlaç’ın bugünkü yapılanması hakkında bilgi verir misiniz?
Biofarma İlaç 2007 yılına kadar Öncel ailesine ait idi, 2007 ile 2014 yılları arasında yurt dışındaki Citi Venture Capital International (CVCI) ile PILS (Partners in life Sciences) ortaklığına devroldu ve onların seçtiği yöneticiler ve yönetim şekli ile yönetildi. 2007’de yabancı yönetimin gelmesinden sonra 2009’a kadar gelir vergisi ödemeye devam eden Biofarma, geçmişindeki iyi mirası tükettikten sonra, 2009’dan sonra hep zarar etmeye başladı, bu zarar ve kötü yönetimin sonuçları 2014 yılı sonuna kadar sürdü.

 

2014 yılında Biofarma İlaç bir Türk girişimci olan Sn.Sezgin Baran Korkmaz (SBK Holding) tarafından satın alındı ve üst Yönetim tamamıyla değişti ve bizler göreve geldik. Bizler 2015 yılı başından itibaren Biofarma’yı yeniden revize ettik, yeni bir yönetimsel anlayış, yeni bir yapılanma gerçekleştirdik ve toparlanma sürecine girdik. 2016 yılının ilk çeyreğinden itibaren tekrar kar eden bir şirket yarattık. Firma son on yıldan bu yana ilk defa bu sene gelir vergisi ödedi.

 

Biz konvansiyonel ürünlerde büyüyoruz, gelecek olan çok önemli hormon ilaçlarımız var. Bunun için hormon laboratuvarı kurduk. Biz şu anda Türkiye’nin üç büyük hormon üreten tesisinden biriyiz. Kadın doğum hapları, ertesi gün hapları gibi hapları iki sene içinde yerli üretim olarak hastalarımızın kullanımına sunacağız. Aynı zamanda göz ürünleri ve göz damlaları, tek kullanımlık ambalajda üretilebilecek ürünler içinde AR-GE çalışmalarımız devam ediyor. Şu anda ilgi alanımızı BFS ürünlerine kaydırmaya başladık. Son iki yıldır da sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ediyoruz.

 

Biofarma İlaç Türk ilaç sektöründe kendini nasıl konumlandırıyor?
Biofarma İlaç Türk ilaç sanayinde büyük üreticiler grubunda yer alıyor. Biz kendimize farklı bir yol çizdik ve bu grupta yerimizi sağlamlaştırarak devam edeceğiz. Biofarma İlaç olarak şuanda Türkiye’deki 300 firma içerisinde jenerik olarak 11’inciyiz, seneye ilk ona girmeyi hedefliyoruz. Tüm ilaç Sanayi’nde de şuan 30’lu sıralardayız, bu sıralamada da ilk 25’e girmeyi hedefliyoruz. 65 adet üretim yapan ilaç fabrikasından sadece 14 tanesinde Ar-Ge merkezi var ve bunlardan bir tanesi de biziz. AR-GE merkezimiz Mart 2016 tarihinde Bilim ve Teknoloji Bakanlığınca akredite edildi.

 

Bugün itibariyle Biofarma’da kaç kişi çalışıyor?
Biz şuanda 550 kişiyiz, bunun 60 kişisi Ar-Ge merkezimizde çalışıyor.

 

Üretim kapasiteniz ne kadar?
İstanbul Sancaktepe’de yer alan yüksek kapasiteli, modern ve GMP onaylı fabrikamızda yıllık 100 milyon kutu üretim kapasitemiz var, ama biz bu sene 55 milyon kutu üreteceğiz, aşağı yukarı 10 milyon kutu kadar da fason üretimimiz var.

 

Yurtdışı faaliyetleriniz var mı?
Bununla alakalı ihracat departmanımız var. Üretimimizin %12’sini ihracat olarak satıyoruz. Şu anda aktif olarak Irak, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Bosna Hersek, Makedonya, Arnavutluk ve Kuzey Afrika’ya ihracat yapıyoruz. Geçen yıl 6 milyon dolar ihracat yaptık, bu sene 8- 8.5 milyon dolar ihracat hedefimiz var. Ama onu 10 milyon dolara taşımak istiyoruz. Bunun için de şuan üzerinde çalışmakta olduğumuz bazı projelerimiz var. Ekvatoral hattaki sıcak ülkelerde nem ve sıcaklıkla ilgili ürünlerimizin stabilite kabinlerimizde stabilite çalışmalarımız yapılıyor. Suudi Arabistan ile 10 milyon dolarlık bir projeye imza attık ama bunun için iki yıllık süreye ihtiyacımız var. Çalışmalar tamamlandığında Suudi Arabistan’a mal satan üçüncü veya dördüncü firma olacağız.

 

İlaç sektöründe en büyük rekabet hangi konuda ya da çalışmalarda yaşanıyor?
Türk ilaç sanayinde daha çok konvansiyonel ürünlerde rekabet yaşanıyor. Şu anda bizim sevmediğimiz sert bir rekabet yaşıyoruz. İlaç sanayinde yıllardır süre gelen bir alışkanlıkla, biz çok ciddi mal fazlaları veriyoruz. Türk ilaç sanayini en çok zorlayan da budur. Devletimizle yapılan anlaşmalar gereği zaten bir kurum iskontosu uyguluyoruz. Bizim ortalama kurum iskontomuz yüzde 14-15 ama verdiğimiz mal fazlasından dolayı kaybımız yüzde 30-32, bu çok ciddi bir rakam. Maalesef jenerik firmalar rekabeti başka türlü yapamıyor.

 

Ar-Ge departmanınızda çalışmakta olduğunuz yeni ürünler var mı?
Ar-Ge merkezimiz geçtiğimiz Mart ayında Teknoloji Bakanlığımız tarafından onaylandı. Şu anda orada hormonlar ve tek kullanımlık göz damlaları, ve tek kullanımlık solüsyonlarla ilgili çalışmalarımız var. Bir de konvansiyonel dediğimiz tansiyon ilaçları, diyabet ilaçları ve mide ilaçları çalışmalarımız var. Bizim ağır antibiyotik dediğimiz sefalosporinlerimiz ve antibiyotiklerimiz yok. Sadece basit antibiyotiğimiz var.

 

Türk ilaç sanayinin bugünkü durumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Türk İlaç sanayi 1950’li yıllarda Türkiye’de kimya endüstrisi gelişmediği için bugün zorlanıyor. İlaç sanayinde her ne yapılırsa yapılsın klasik konvansiyonel ürünlerden vazgeçilemeyeceği için hammadde açısından dışa bağımlılık devam edecektir. Türkiye’de satılan ilaçların yüzde 30’u tablet, yüzde 20’si kapsül formundadır. Örneğin ülkemizde kapsül üretimi yok, Güney Amerika ve Çin dâhil dünyanın her yerinden kapsül alıyoruz. Kapsülü ülkemizde üretemediğimiz gibi hammaddeyi de kendimiz yapamıyoruz, ara yardımcı maddeyi de üretemiyoruz. Çünkü bizim bir Henkel gibi, bir İngiliz veya bir Fransızlar gibi bir kimya sanayimiz yok. Geriye bir tek ambalaj kalıyor, onda da kâğıdı dışarıdan satın alıyoruz.

 

Dolayısıyla ilaç üretimimizin neredeyse bütün hammaddelerini, bütün girdilerini dışarıdan satın alıyoruz. Bu durumda sattığımız malın yüzde 25-30 giderini dışarıdan almış oluyoruz. 20 milyar TL’lik bir ilaç pazarı olarak şuan 6-7 milyar TRL civarında dışa bağımlı durumdayız, o açığı kapatmak için 6-7 milyar TRL lik ihracat yapmamız lazım ama bizim ihracatımız 1 milyar TRL düzeyinde. O yüzdende bu açığı kapatma ihtimalimiz şu anda mümkün değil.

 

Bundan sonra kimya sanayini geliştirmeye kalksanız da çok zor bir şey. Biz şimdi biyo-teknolojik ilaçları yakalamaya çalışıyoruz. Konvansiyonelde gemiyi kaçırdık ama hiç olmazsa biyo-teknolojik ilaçlarda yakalayalım istiyoruz. Devletimizinde bu anlamda çok akılcı politikaları var. Aşı sanayine, kan ürünlerine, biyo-teknolojik ürünlere çok ciddi paralar harcadığımız ve bu ürünlerde de ciddi dışa bağımlılık yaşadığımız için, devletimiz bu alanlara yatırım yapılması için öncülük yapıp, teşvikler veriyor. Bunun için gerçekten güzel teşvikler veriyor, burada öncü olan bizden daha büyük firmalar var. Eğer biyo-teknolojik ürünler ülkemizde üretilirse, ki üretilecek, rekabetçi bir ortamda hem Türkiye kendi ürettiğini kullanacak, hem de dışa açılmada Afrika’yı ve Asya’yı elimize alarak dış ticaret açığını kapatabileceğiz.

 

Türkiye’de ilaç sektörünün geçmişten günümüze geldiği nokta nedir?
Türkiye’nin ilaç sektörünü rahmetli Turgut Özal’dan öncesi ve sonrası diye ayırabiliriz. Özal’dan önce Türk ilaç sanayi diye bir sanayi yoktu. İlaç sanayi 1980’den önce bir laboratuvar düzeyinde çok iptidai, zamanın temiz şatlarında uygulanmaya çalışılan, eczacıların ve aile şirketlerinin hâkim olduğu bir sanayiydi.

 

1980’den sonra Turgut Bey ülkemizi dışa açınca bundan en çok faydalanan Türk ilaç sanayi ve otomotiv sanayi oldu. Türk ilaç sanayi dışa açılımda, hem makine parkurunun teknolojisinin, hem de ürün çeşitliliğinin farkına vardı. 1980’den 1990’a kadar ciddi bir yerli sermaye birikti ve çoğu fabrika 1990’lı yıllarda yapıldı. Türkiye’de yerli sanayiye ait çok fabrika oldu. 2000’den sonra yeni bir hükümet politikasıyla ilaçlar fiyatlarına kontrol gelince, bu seferde savurganlığın önlenmesi ve küçülme dönemi ve hatta bilinçlenme dönemi başladı. Daha bilinçli, daha ekonomik, daha iktisadi tedbirlerle yatırımlar biraz azaldı. 2010’dan itibaren devletimiz sektörle işbirliğini artırıp, biyoteknolojik ürünler, aşı ürünleri, kan ürünleri, onkolojik ürünler üretimini desteklemeye karar verince ilaç sanayi tekrar atağa kalktı, yatırımlar hızlandı.

 

Türkiye’nin 2023’te ilaç sanayinde 10 milyar dolar ihracat hedefi var. Sizce belirlenen bu hedefe ulaşılabilir mi? Bu kapsamda Biofarma’nın 2023 hedefleri neler?
Bu gidişle belirlenen hedefe ulaşılacaktır. Çünkü kamunun çalışanları da, sanayinin çalışanları da artık çok bilinçli. Kamu çok destek oluyor, çok teşvik veriyor. Sermaye birikimi yapmış ilaç sanayi de hedefe koşuyor. Devletimizde zaten koşalım diye elinden geleni yapıyor. O nedenle ben 10 yıl içerisinde o açığın kapanacağına inanıyorum. İlaç sanayi için doğru bir hedef. Biofarma olarak 2023’e geldiğimizde ilaç sanayisi için öngörülen 10 milyar dolarlık ihracat hedefinde söz sahibi olmak istiyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Bizim 2023 hedefimiz antibiyotik tesisimizi de kurarak, ilk önce hormon ve BFS yatırımlarımızı iki yıl içerisinde tamamlamak ve daha sonra effervesan, ampul ve antibiyotik hatlarını 2020’ye kadar tamamlayarak 2025’e kadar şirketimizi cirosal anlamda ilk 20’ye sokabilmektir.
 

Haberin Fotoğraf Galerisi

HAVA DURUMU
İSTANBUL
İstanbul
PİYASALAR
  Alış Satış
DOLAR 3,5213 3,5276
EURO 4,1333 4,1408
STERLİN 4,5315 4,5551
ALTIN
ANKET

                 Sonuçları gör.