okunma
TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında, Bahçeli’nin muhalefet temsilcileriyle verdiği sıcak görüntüler, özellikle DEM Parti eş başkanı Tuncer Bakırhan ile tokalaşması, siyasette geniş yankı uyandırdı. Bu gelişmelerin sadece nezaketen mi yoksa stratejik bir taktik mi olduğu merak ediliyor.
İç Cepheyi Güçlendirme Stratejisi
Bahçeli'nin bu adımının arkasında yatan nedenleri anlamak için Orta Doğu'daki savaşın Türkiye üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis’te yaptığı konuşmada İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye olabileceği yönündeki uyarıları, Bahçeli’nin tutum değişikliğinde etkili olmuş gibi görünüyor. Erdoğan’ın bu konuşmasından sonra Bahçeli’nin DEM Partililerle el sıkışma kararını alması, muhalefetle diyaloğun esas amacının “iç cepheyi güçlendirme” olduğu yorumlarına yol açtı.
Siyasi kulislerde, Bahçeli’nin bu hamlesi, ülke içindeki siyasi birliği sağlamlaştırmaya yönelik bir girişim olarak görülüyor. Bahçeli’nin özellikle anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı gibi hassas konularda muhalefetle diyalog kapısını aralık tutmak istediği öne sürülüyor. Bu, Türkiye’nin yakın geleceğinde siyasi gelişmelerin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini savunan çevrelerin de dikkatini çekmiş durumda.
Muhalefetle Diyalog: Bahçeli’nin Sürpriz Taktikleri
Devlet Bahçeli’nin siyaset sahnesinde bilinen özelliklerinden biri, beklenmedik adımlarıyla gündemi belirleme yeteneği. Geçmişte de benzer stratejiler izleyen Bahçeli’nin, muhalefetle yumuşama sinyalleri vermesi, MHP kulislerinde "Genel Başkan şaşırtmayı sever, uzun vadeli düşünmek gerekir" şeklinde yorumlanıyor. Bahçeli'nin zaman zaman MHP'nin sert duruşuyla bilinen bazı politikalarından geçici olarak geri adım atması, dış ve iç politika koşullarına göre uyarlanmış siyasi taktikler olarak değerlendiriliyor.
Geçmişte Kürt siyasi hareketi temsilcileriyle de sınırlı diyaloglar kuran Bahçeli, bu tavrını bugün DEM Parti ile de sürdürüyor. Bununla birlikte, DEM Parti’ye yönelik eleştirilerinde bir değişiklik olmadığı belirtiliyor. Bahçeli'nin sık sık “Kapatılsın” dediği DEM Parti eş başkanı ile tokalaşması, bu çerçevede siyasi bir zorunluluk olarak görülebilir. Ancak, Bahçeli’nin bu adımını nezaketen değil, siyasi bir tercih olarak nitelendirmesi, daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Muhalefetin Yorumları: Yumuşama Gerçek mi?
Muhalefet cephesinden Bahçeli’nin bu tutum değişikliğine şaşkınlıkla bakılıyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’nin bu adımına dair “Toplumsal barışı sağlayacak her adımı destekleriz” derken, muhalefet partileri arasında bu adımın geçici bir hamle olup olmadığı tartışılıyor. CHP lideri Özgür Özel de Bahçeli’nin kendisine yönelik sert eleştirilerinin ardından resepsiyonda “Siyaseten söylememiz gerekenler oluyor” demesine atıfta bulunarak, bu adımın Bahçeli’nin ikili bir siyaset güttüğünün göstergesi olduğunu ima etti.
Bahçeli'nin Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nu "dış politika deneyimleri" nedeniyle övmesi, aslında iç siyasette milliyetçi cephedeki tutumunun esnekleştiği izlenimini vermiş olabilir. Ancak, Davutoğlu’nu daha önce “Serok Ahmet” diyerek eleştiren Bahçeli'nin, dış tehditlere karşı ulusal birlik mesajı verme gerekliliğinden kaynaklı bu övgüsünün taktiksel olduğu yorumu da yapılmakta.
AKP ve MHP’de Erken Seçim İhtimali
Muhalefet kulislerinde, AKP ve MHP’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve anayasa değişikliği için muhalefetle diyalog kurmak zorunda kalacağı görüşü hâkim. Ancak Bahçeli ve Erdoğan’ın erken seçim ihtimali konusunda net bir sinyal vermemesi, yakın vadede seçim beklenmediğini gösteriyor. AKP kulislerinde de erken seçimin 2027’den önce olmasının düşük bir ihtimal olduğu belirtiliyor.
Orta Doğu’da yükselen gerilimin Türkiye üzerindeki olası etkileri ve ekonomideki kırılganlıklar da göz önüne alındığında, Bahçeli’nin bu tutum değişikliğinin uzun vadeli bir strateji olduğu görüşü güç kazanıyor. MHP içindeki değerlendirmeler, Bahçeli’nin gerilimi düşük tutarak anayasa ve içtüzük değişiklikleri gibi önemli konularda masaya oturmayı hedeflediği yönünde. Bu, özellikle seçim öncesi muhalefetle gerilimi azaltma ve diyaloğu sağlama çabası olarak değerlendiriliyor.
Siyasi Yumuşama mı, Taktiksel Hamle mi?
Devlet Bahçeli’nin muhalefetle diyalog kurmaya yönelik bu son açılımı, hem iç hem dış politika bağlamında değerlendirilmeli. Bahçeli’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “iç cepheyi güçlendirme” çağrısına destek vererek, Türkiye’nin içindeki siyasi çatışmaları azaltmayı hedeflediği açık. Ancak bu adımın ne kadar kalıcı olacağı ya da tamamen siyasi bir taktik olup olmadığı tartışılmaya devam ediyor.
Bahçeli’nin bu adımı, kısa vadede Türkiye siyasetinde diyalog ortamını güçlendirebilir. Ancak, bu stratejinin Bahçeli’nin klasik “şok edici” hamlelerinden biri mi yoksa uzun vadeli bir uzlaşı siyaseti mi olduğunu zaman gösterecek.
Yorumlar
0 yorum